8 Mayıs 2015 Cuma
Toplumsal Hareketlilik (Sosyal Mobilite)
Toplumsal Hareketlilik (Sosyal Mobilite)
Hareketlilik, kişilerin fizik mekanda veya sosyal yapıdaki her tür hareketine veya göçüne işaret eder. Fiziksel ve sosyal hareketlilik arasında elbette bir farklılık vardır. Fiziksel hareketliliği genellikle göç olarak ad- landırırız ve bu anlamda coğrafî bir alanda bir başka coğrafî alana göç çağdaş dünyada hızla artan bir olgu durumundadır.
Toplumsal hareketlilik ise, bir kişi ya da grubun statüsünün değişimine işaret eder. Herhangi bir toplum- daki toplumsal tabakalaşma sistemi içinde –genellikle bireylerin, ama bazen grupların tamamının- farklı ko- numlar arasındaki hareketine işaret eden bir kavramdır. Başka bir deyişle, toplumsal hareketlilik bireylerin ve grupların statüler arasındaki giriş çıkışlarınaverilen isimdir. Toplumsal hareketlilik, bireylerin statülerin- deki değişmenin yönü açısından aşağı ve yukarı ya da benzer statüler arasında söz konusu olabilir. Dolayısıyla da dikey (sınıfsal) ve yatay (meslekî, coğrafî) hareketlilik tipleri ortaya çıkmaktadır.
Dikey hareketlilik, yapay hareketlilikten daha önemsenen ve daha fazla tartışılan bir hareketlilik tipidir. Kişilerin bir statüden bir diğerine, bir sınıftan bir diğerine geçişini ifade eder. Dikey hareketliliği etkileyen etmenler ve koşullar, yatay hareketliliği etkileyenlerden çok daha fazla sayıda ve çok daha fazla karmaşıktır. Aşağı veya yukarı yönde gerçekleşebilir ve bu iki statü ya da sınıf arasındaki fark da birey açısından son de- rece önemlidir. Dikey hareketlilikte yukarıya doğru olan geçişlere ‘sınıf atlama’, aşağıya doğru olanlarına da
‘sınıf düşme’ diyebiliriz.
Yatay hareketlilik ise, aynı toplumsal düzeydeki farklı grup, durum veya birimlere, örneğin meslek ya da ailelere geçişi ifade etmektedir. Teorik olarak, aynı toplumsal sınıf içerisindeki kişiler kabaca aynı sta- tü ölçütlerini aynı derecelerde paylaştıkları için bir diğerine doğru ilerlerler. Yatay hareketlilik, kişiler için
önemlidir; çünkü ilişkide bulunduğu kişiler değişmektedir. Ancak toplumsal benliğin (sosyal kişiliğin) yeni kişilere veya ilişkilere uyarlanması eğer gerçekten de aynı sınıftan iseler- çok da güç olmamaktadır. Aileleri birbirlerini tanımasalar da, aynı toplumsal sınıftan olan kişilerin evlilikleri bu duruma bir örnektir. Aynı tabaka içerisindeki farklı alt-sınıflar arasında birtakım farklılıkların olabilmesi mümkün olduğu için, bu tür bir durumdaki evliliklerin, dikey hareketlilik olarak değerlendirilebilmesi de mümkündür elbette.
Toplumsal hareketlilik, toplumsal bir süreç olarak zaman içinde oluşur ve toplumun çeşitli parçalarının birbirleriyle yakın ilişkiler içinde olduğu için genellikle çeşitli toplumsal koşulların ve faktörlerin birlikte işleyişinde etkilenirler. Bunlardan bir tanesi, eşitlik ve eşitsizlik konusundaki genel inançlar, yaygın toplum- sal düşünüş kalıplarıdır. Eşitliğin ya da eşitsizliğin yaratılışın bir gereği ve haklı bir şey olup olmadığı, adalet- sizlik anlamına gelip gelmediği gibi inanışlar, bireylerin statüler arasında giriş çıkışlarını kolaylaştırıcı ya da zorlaştırıcı bir faktördür. Bu düşünme biçimleri rekabeti teşvik edici, fırsat eşitliğini yaratıcı düzenlemelerin sebebi de olabilir, tamamen karşıt yönde, belli özelliklere sahip olanların (örneğin, farklı ırktan birilerinin, kadınların, sakatların vs. gibi) belli statülere alınmasını bütünüyle engelleyen, kotalar koyan sınırlayıcı dü- zenlemelerin getirilmesini de sağlayabilir.
İkinci bir etken, nüfustur. Üst sınıflardakiinsan sayısının az ve doğurganlık oranlarının alt sınıflara kı- yasla daha düşük olduğundan hareket eden kimi araştırmacılar; bu durumun üst sınıfların varlıklarını sür- dürebilmek için alt sınıflardan insan devşirmek zorunda kaldıklarını ifade ederler. Bu durum aynı zamanda, hareketlilikle ilgili bir başka sonuca daha yol açabilir: Eğer üst sınıfların nüfus sayısı görece fazla ise, bu aşa- ğıdan yukarıya doğru bir hareketliliğin hızını yavaşlatacaktır; tersi bir durum ise bu hızı artıracaktır.
Nüfus hareketleriyle ilgili bir diğer faktör göçlerdir. Başka bir topluma, topluluğa, ülkeye göç etme siyasetinin yukarıya doğru dikey hareketlilik imkanlarını etkilediği düşünülmektedir. Genel kabul, çok sayıda olan ve genellikle de yabancı bir ülkeden ya da kırsal alanlardan kentlere gelen göçmen işçilerin büyük ölçü- de içine dahil oldukları yeni toplumsalyapının en alt basamaklarında yer alacağıdır. Bu durumun ise, yerli işçilerin daha üst statülere doğru hareketliliğini artırıcı bir etkide bulunacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






